Bunedir.org

Ortaoyunu Örneği


Sponsorlu Bağlantılar
KÂĞITHÂNE SAFÂSI

Kaynak: Kavuklu Hamdi, Kâğıthâne Safâsı Yazma; Behzat Butak Özel Arşivi; Ankara

Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tiyatro Kürsüsü Arşivi.

 

Kağıthane Safası

GİRİŞ

(Zurna Pişekâr havası çalar. Pişekâr gelir, iki eliyle dört tarafındaki hâzırûnu

selâmlar.)

PİŞEKÂR

- Efendim, safâ geldiniz. (Zurnacı'ya hitâben) - Ammâ benim pehli-

vanım!

ZURNACI

- Buyurun üstadım!

PİŞEKÂR

- Bu da hesap değil.

ZURNACI

- Nedir hesabın?

PİŞEKÂR

- Oğlum, borcunu ver kasabın.

- "Kâğıthane Safâsı" oyununun taklidini aldım, çal da oyunumuz baş-

lasın; teşrif buyuran zevât-i kiram zevk-yâb olsunlar. (Bir kenara çeki-

lir oturur)

ORTAOYUNU (SÖYLEYİŞ)

(Zurna Kavuklu havası çalar. Kavuklu, arkasında bir Kambur ile meydana gelir,

zurna duruncaya kadar devir yapar. Pişekâr, Kavuklu'nun güzergâhına gelerek on-

ların devrini seyr eder.)

KAVUKLU

- (Ardına dönerek) Haa! Almışsın.

KAMBUR

- Neyi almışım?

KAVUKLU

- Neyi al dediler evden sana, sersem!

KAMBUR

- Haa! " - Çok yoruldunsa dur da nefes al." dediler. Onu mu soruyor-

sun?

KAVUKLU

- Hay abdal hay! (Yürür) Onu tembih etmeğe ne hâcet, oğlum. Onu

sen kendi kendine yaparsın. Ulan, sana «- Zembili al.» demediler mi?

KAMBUR

- Haa! Sahi, annem öyle dediydi. Aldım mı acaba?

KAVUKLU

- (Ardına dönerek) Ulan, benimle eğleniyor musun, eşek herif? Sır-

tındaki ne?

KAMBUR
- (Bir eliyle sırtını yoklayarak) Haa! Ulan, sahiden almışım.

PİŞEKÂR

- (Birdenbire) Aman da maşallah! Hak nazardan saklasın! O ne en-

dam, o ne letâfet, o ne çedik pabuç... Doğrusu görenler gıptaya düşecek-

ler. Yakışıklı ve zarif. Peh peh peh peh!

KAVUKLU

- (Birdenbire irkilerek) Ulan, İsmail, bunu sen her vakit yapıyorsun.

İnsan dalgın dalgın yürürken, birdenbire bağırarak insanı ürkütüyor-

sun. Doğrusu, şu yaptığın...

PİŞEKÂR

- Aman, birader, insanlar ürkmez. «Ürkme» tabiri hayvanlara kullanılır.

Sen birdenbire irkildin.

KAVUKLU

- Silkindim, milkindim, her ne hal ise. Adam gibi insanı karşılasan da

adamı korkutmasan olmaz mi, be yahu?

PİŞEKÂR

- Efendim senin bu lâtif lebessümün insanı hayrete bırakıyor, artık başka

şeyler de düşünemiyor. Hele o binişin insanın ağzının suyunu akıtıyor.

KAVUKLU

- Tabiî. Sade senin değil ananın da ağzının suyu akardı. Birader, sen

ne söylüyorsun!

PİŞEKÂR

- Canım, efendim, bir kere gözden nihân oldun mu idi, aylarca kaybolur,

hepimizi meraka düşürürdün. Yine öyle oldu da, seni görünce sevindim

ne söyleyeceğimi şaşırdım. Arkandaki mahdum mu?

KAVUKLU

- İsmail, eğleniyor musun?

PİŞEKÂR

- Aman, birader, neden eğlendiğime hükm ettin?

KAVUKLU

- Ulan, sen beni görmeyeli haydi haydi iki ay, bilemedin üç ay olsun.

Üç ayda benim bu kadar çocuğum olur mu?

PİŞEKÂR

- Canım, öyle deme, insan hali bu. Bir de bakarsın...

KAVUKLU

- Bakar sensin.

PİŞEKÂR

- Canım, sözümü ne kesiyorsun? Ne bileyim? Seni kaybettiğimiz müddet

zarfında bir evlât sahibi olamaz mısın?

KAVUKLU

- Ulan, üç ayda bu kadar evlât olur mu?

PİŞEKÂR

- Peki, o halde kim o öyle?

KAVUKLU

- O, bizim komşulardan birinin evlâtlığı. Benim çarşıya çıkacağımı an-

layınca, yaşlı kadın öteberi almasını beceremiyor, yalvardı, kendine

lâzım birkaç şeyi «- Alıver.» dedi. İşte bu çocuk da onun, anladın mı?

PİŞEKÂR

- Haa! Anladım: yanaşma.

...........

(Kudret, 1973)

Sponsorlu Bağlantılar

Bunedir.Org